Lüksün Ötesinde: Muhafazakâr Kadınların Tüketim Kültüründeki Yeri ve Çelişkileri

Son zamanlarda yaşadığım bir olayı sizinle paylaşmak istiyorum. Bir alışveriş deneyiminde tanık olduğum bir diyalog, günümüz tüketim kültürünün bazı çarpıcı yönlerini ortaya koydu. Bir elbise satın alma niyetiyle mağazaya giren muhafazakâr bir kadın müşteri, satıcıyla olan diyaloglarına kulak kesilirken Elias Canetti'nin "Kulak Misafiri" eseri aklıma geldi. Canetti, eserinde insanların sosyal ilişkilerini ve toplumsal yapılar arasındaki etkileşimleri incelerken, farklı insan grupları arasındaki gerilimleri ve çatışmaları da gözler önüne sermektedir. İnsanlar kapsüller içinde yaşayan grupları arasındaki etkileşimlerdeki karmaşıklığı ve çatışmaları detaylı bir şekilde ele alır.

Şimdi kitabın özetini yapmak gibi bir hata yapmayacağım. Ancak Canetti'nin dediği gibi "suçlayınız, azametiniz artar," yolunda değil de iğneleme şeklinde lüks tüketim hastalığını ele almak istedim. Zira muhafazakâr kesim, yaşamı ve toplumu sadece lüks üzerinden gösteriye dönüştürmüş durumda... Nasıl mı?

Mağazaya girdiğimde, yerli ve ithal elbise seçeneklerini gördüm. Ancak satıcı, bir adım öteye giderek kadın müşteriye "lüksün lüksü"nü sundu. Bir an için duraksadım ve düşündüm, "lüksün lüksü" ne demek olabilir ki? Satıcı, müşteriye özel elbiseyi göstererek onun üzerinde durdu ve adeta bir mücevheri sunar gibi yaklaştı! Bu deneyim, günümüzde muhafazakâr kesimde lüks kavramının nasıl çeşitlendiğini ve farklı algılandığını daha iyi gösterdi. Artık sadece iyi veya güzel olarak algılanamayan eşya, aynı zamanda "lüks" veya "lüksün lüksü" olarak da tanımlanıyor. Tüketim kültüründe, bir eşyanın sadece işlevselliği veya güzelliği değil, aynı zamanda prestij ve statü simgesi olup olmadığı da önem taşıyor. Mülkiyeti üzerlerinde taşımakla eşit denilebilecek bir biçimde hem de!

Ancak, bu durum bazı çelişkileri de beraberinde getiriyor. İnsanlar sadece ihtiyaçlarını karşılamakla kalmıyor, aynı zamanda dikkat çekici veya prestijli bir şekilde bilinmek ve konuşulmak istiyorlar. Bu, sadece "lüksün lüksü"nü aramak değil, aynı zamanda içsel tatmin ve gerçek mutluluk arayışını da sorgulamamıza neden oluyor.

Belki de bu noktada, tüketim alışkanlıklarını ve lüks algısını sorgulamak gerekiyor. Sadece dışsal göstergelerle değil, aynı zamanda içsel tatmin ve gerçek değerlerle de… Gerçek lüks, belki de maddi değil, manevi zenginliklerde ve iç huzurda yatıyor olabilir. Tüketim kültüründeki lüks algısı, çeşitliliği ve karmaşıklığı ile dikkat çekiyor. Ancak, bu çeşitliliği anlamak ve değerlendirmek önemlidir.

 

İnsanlar olarak, sadece "lüksün lüksü"nü aramak yerine, gerçek ihtiyaçlar ve arzular dengeli bir şekilde değerlendirilmeli. Anadolu'da bir söylem vardır: "Zenginliğin ve mülkiyetin gösterge aracı kadındır." Kadınlar evin kapısına benzetilirler. Ve bir evin kapısı ne kadar gösterişliyse, o eve sahip olmak isteyenler de o kadar çok olacaktır. Pek tabii ki bunun içinde, Almanların da bir sözü vardır: "Vulgar."

Bu alışveriş deneyiminin ardından durup düşündüm. Günümüzde muhafazakâr kadın tüketicilerin karşı karşıya kaldığı bu çelişkiyi daha derinden irdelemek gerekiyor. İşte bu çelişkiler üzerine biraz daha düşünmek istiyorum.

Tüketim toplumu olarak, çoğu zaman lüks kavramını sadece maddi zenginlik, pahalı eşyalar ve dışsal gösterişle ilişkilendiriyoruz. Ancak, bu tanım sınırlıdır ve gerçek lüksün sadece bu eşyalarla sınırlı olmadığını bilmemiz gerekiyor. Gerçek lüks, parayla satın alınamayan, ruhu besleyen ve yaşamı zenginleştiren şeylerde yatıyor olabilir.

Anadolu örneğinde verdiğim ev kapısını şimdi de muhafazakâr kesimde kadınların lüks gösteriyle nesnelerin ihtişamına boğulmalarını, kendi değerleri veya kıymetleri üzerinden algılamalarını daha dikkat çekici buluyorum! Aslında, o muhafazakâr lüks tutkunluğuna alıştırılan kadınların yani evin kapıları, erkeklerin kendi mülkiyetlerini ve güçlerini kadınlar üzerinden başka kadınları avlanma bölgelerine çekmek için vitrin sergilemesidir denilebilir. Bu noktada, muhafazakâr kadınlar metaların kraliçesi olarak ön planda yer alıyorlar gibi görünüyor.

Elbise satışında karşılaştığım durum, yukarıda sözünü ettiğim mülkiyet sergileme aracına dönüştürülmeye çalışılan kadının bir yansıması olabilirdi. Satıcının "lüksün lüksü" diye tanımladığı elbise, dışarıdan bakıldığında göz alıcı olabilir. Ancak, gerçek lüks, bir eşyanın sahip olduğu fiyat etiketi veya dış görünüşünden çok daha fazlasını içermelidir.

Özellikle muhafazakâr kesimin tüketim alışkanlıklarını gözden geçirmesi ve lüks algısını sorgulamanın tam zamanıdır. Belki de "lüksün lüksü"nü aramak, muhafazakarların ellerindeki pamuklu şekerdir. Ne dersiniz…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI
# İLİŞKİLİ KONULAR

Yazar Fatma Ece Gödeoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Başkentte Karar - Son Dakika Haberleri Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Başkentte Karar - Son Dakika Haberleri hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Başkentte Karar - Son Dakika Haberleri editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Başkentte Karar - Son Dakika Haberleri değil haberi geçen ajanstır.

01

Tabernas - Siyasal İslam diye fakirlere yutturulan aslında yahudi ticaretidir. Dini kullanarak fakir insanların sırtlarına basılarak yükselen bir grup bu hükümet döneminde piyasaya sürüldü. Bu insanlar normal iken lüksün lüksünü yaşamaya başladılar baştakilerde dahil . Herşeyin bir sonu vardır.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 09 Nisan 11:23


Anket Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığını Kim Kazanır?