TAKİPÇİ OLMAK YA DA OLMAMAK

Kıymetli okuyucular:

Bu yazımda, dikkat çekici bir konuya değinmek istiyorum: Asla kimsenin takipçisi olmamak!

Evet, duyduğunuzda biraz tuhaf gelebilir, ama gerçekten ne anlama geldiğini düşündünüz mü hiç? Takipçisi olmamak!

Geçenlerde bir okurum bana kocaman bir gülümsemeyle, "Ben sizin takipçinizim!" dedi. Tabii ki sevgi dolu bir şekilde söyledi ama bu beni biraz rahatsız etti. Öyle ya, "takipçi" kelimesi biraz sinsi değil mi? Türkçe'de bile "takipçi" kelimesinin ne anlama geldiğini biliyor musunuz? Takipçi: Uyan, izinden giden anlamında kullanılır. Evet, sanki bir liderin etrafında toplananlar gibi. Yazarların, gazetecilerin okuyucusu, şarkıcıların dinleyicisi, film yıldızlarının izleyicisi vardır, takipçisi değil.

Takipçi olmak, çoğu zaman bir liderin, bir fikrin ya da bir ideolojinin izleyicisi olmayı ifade eder. Ancak bu izleyicilik, çoğu zaman sorgulamadan, düşünmeden ve körü körüne kabul etmeyle ilişkilendirilir. Aslında, takipçilik, bireyin özgür düşüncesini ve kendi yolunu bulma çabasını sınırlayabilir.

Kimileri belki itiraz edecek: "Ne var yani, sadece bir kelime!" diyebilirler. Ancak işte asıl mesele bu! Kullandığımız kelimeler dünyamızı tanımlar ve şekillendirir. İşte tam burada duruyoruz: Toplumumuz takipçi toplumu haline geldi. Artık etkilemek kadar etkinlenme arzusu güden bir toplum. Guy Debord’un düşüncesiyle gösteri toplumuna dönüşüyor ve bu düşünceyi kullanmaktan daha önemli hale geldi. Diyalogdan ziyade gösteriş ön planda. Gerçekten düşünceden daha güçlü olan resimler, beğenilerin ötesinde önem kazanıyor. Kullanılan dil, toplumun değerlerini, inançlarını ve davranışlarını şekillendirir. Dolayısıyla, "takipçilik" kavramı, toplumda benimsenen düşünce kalıplarını ve davranışları da etkiler.

Ancak ne yazık ki, toplumun çoğunluğu, basit eğlencelere ve boş takipçilik ilişkilerine dalmış durumda. Bu, aslında bir tezat oluşturuyor; zira gerçek anlamda ilerlememiz ve büyümeyi sürdürmemiz için, düşünen bireylerin özgürce fikirlerini ifade edebilmesi ve paylaşabilmesi gerekmektedir.

Bugünün dünyasında, sosyal medyanın etkisiyle "takipçilik" daha da belirgin hale gelmiştir. İnsanlar, belirli bir kişiyi, markayı veya akımı takip ederek onların yaşam tarzını benimseyebilir ve bu da özgün düşüncenin önüne geçebilir. Ancak gerçek ilerleme, çoğulculuk ve çeşitlilik içinde yatar.

Jean Paul Sartre'ın ifadesiyle, düşünen ve sorgulayan bireylerin çağındayız. Ancak ne yazık ki, bu çağ, kolayca etkilenen ve manipüle edilen birçok insanın varlığıyla gölgelenmiştir. Bu nedenle, kendi düşüncelerimizi geliştirme ve özgün fikirler üretme yeteneğimizi korumak önemlidir.

Benim amacım, sadece takip etmek değil, düşünmek ve sorgulamaktır. Çünkü gerçek anlamda özgürlük, kendi düşüncelerimizi bulma ve ifade etme yeteneğimizdedir. Bu nedenle, sevgili okuyucular, sizlere takip etmek yerine düşünmeyi ve sorgulamayı öneriyorum. Okuyucu olun, ancak asla kimsenin körü körüne takipçisi olmayın.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI
# İLİŞKİLİ KONULAR

Yazar Fatma Ece Gödeoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Başkentte Karar - Son Dakika Haberleri Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Başkentte Karar - Son Dakika Haberleri hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Başkentte Karar - Son Dakika Haberleri editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Başkentte Karar - Son Dakika Haberleri değil haberi geçen ajanstır.

01

Tabernas - Çok aydınlatıcı bir yazı kaleme alınmış. Takip sosyal medya çiktıktan sonra hızla insanlar aracılığıyla büyümüştür.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 13 Mart 12:17


Anket Survivor All Star 2024'te Kim Şampiyon Olacak?