HAYATA DOKUNAN ADAM KAYIHAN GÜVEN VE GAZETECİLİK DERS NOTLARI’NDAN FELSEFİ KESİT

İlk köşe yazımı kaleme aldığım baskenttekarar.com merhaba yazımda öğrencisi olarak yaklaşık 10 yıl boyunca eğitim veren Hukukçu ve Gazeteci Kayıhan Güven’in ders notlarından küçük bir detay ile başlamak istedim.

Gazetecilikte tarafsızlık, doğruluk, dürüstlük ve şeffaflık gibi temel prensipler önemli bir yer tutar. Ancak, pratikte bu prensiplere tam olarak uymak her zaman mümkün olmayabilir. Çünkü gazetecilik çeşitli etkenlerden etkilenen bir meslektir ve gazetecilerin subjektif yargıları, kurumların politikaları, ekonomik baskılar ve hatta kişisel inançları veya ideolojileri gibi faktörler haber üretim sürecini etkileyebilir. Gazeteciler tarafsızlık idealine ulaşmaya çalışsa da, her gazeteci veya haber kuruluşu tam anlamıyla tarafsız olmayabilir. Kişisel veya kurumsal önyargılar, siyasi görüşler veya ekonomik çıkarlar etkili olabilir. Bu nedenle gazetecinin farklı kaynaklardan gelen haberleri karşılaştırarak bilgiye ulaşmaları ve eleştirel bir bakış açısıyla yaklaşmaları önemlidir.

Gazeteciler arasında farklı yaklaşımlar ve değerlendirmeler olduğu gibi farklılıklar görülebilir. Bu nedenle, medya çeşitliliği ve haber kaynaklarının çeşitlendirilmesi, daha geniş bir bakış açısı ve bilgi sağlayabilir.

Medyada ahlaki değerlendirmeler genellikle tamamen nesnel gerçekler gibi değildir çünkü insan algıları, duyguları, kültürel değerler ve kişisel deneyimler tarafından şekillenirler. İyi veya kötü olarak sınıflandırılan bir olay, birçok farklı faktörün etkileşimiyle belirlenir ve bu faktörler herkes için farklı olabilir. Örneğin; bir eylem bir kişi için etik veya doğru olabilirken, başka biri için yanlış veya ahlaksız olabilir. Bu; kişisel değerler, inançlar ve deneyimlerle bağlantılıdır. Bir kişi için hayvanların haklarını korumak için bir eylem “iyi” olarak değerlendirilebilirken, başka bir kişi için bu eylem ekonomik veya kültürel nedenlerle “kötü” olarak algılanabilir. Bu nedenle ahlaki değerlendirmeler genellikle nesnel olmaktan ziyade subjektif olma eğilimindedir. Ancak, bu durum ahlaki tartışmaların veya değerlendirmelerin değersiz olduğu anlamına gelmez. Tam tersine, farklı bakış açılarını anlamak ve saygı göstermek daha derin ve kapsamlı bir ahlaki anlayışın gelişmesine katkıda bulunabilir. Toplumun farklı değerlerini ve bakış açılarını kabul ederek, toplumsal olarak uyumlu bir şekilde yaşamalarına yardımcı olabilmek önemlidir.

HAYATA DOKUNAN ADAM KAYIHAN GÜVEN VE GAZETECİLİK DERS NOTLARI’NDAN FELSEFİ KESİT

İSTANBULLULAR İÇİN EKREM İMAMOĞLU

İstanbul’un sevilen ve popüler isimlerinden biri olan Ekrem İmamoğlu, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olarak görev yapıyor. İmamoğlu, 2019 yerel seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı adayı olarak seçilmiş ve uzun bir hukuki mücadelenin ardından İstanbul’un belediye başkanı olarak göreve başlamıştır. İstanbul’da belediye başkanı olarak göreve başladıktan sonra İmamoğlu’nun ilk dikkat çeken adımlarından biri şeffaflık ve katılımcılık ilkesine dayalı yönetim tarzı benimsemiştir.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun hayat pahalılığına dair yerel seçimlerin ana gündemini belirlemesi, toplumsal ve ekonomik bir perspektiften de önemli bir adımdır. Hayat pahalılığı; bir şehirde yaşayan insanların günlük yaşamını derinden etkileyen ve genellikle ekonomik kalkınma, enflasyon gibi makroekonomik faktörlerle yakından ilişkilendirilen bir olgudur. İstanbul gibi büyük bir metropolde hayat pahalılığı sorunu toplumun geniş kesimlerini etkileyebilir ve yaşam standartlarını düşürebilir.

Ancak bu sorunların çözümü için siyasi arenadan bakanların işlerinden ayrılarak İstanbul’a yönlendirilmesi, kısa vadeli ve sembolik bir çözüm olarak değerlendirilebilir. Çünkü ekonomik sorunların temelinde genellikle karmaşık yapısal ve sistemik faktörler bulunur. Bu nedenle, çözüm odaklı politikaların ve ekonomik reformların hayata geçirilmesi gereklidir. İstanbul’daki hayat pahalılığını belediye başkanın doğrudan çözebileceği bir sorun değil, kabinenin alacağı kararlar doğrultusunda düzeltilebilir bir sorundur.

İstanbul’un karşı karşıya olduğu ekonomik ve sosyal zorlukların üstesinden gelmek için işbirliği ve uzlaşı temelli bir yaklaşım benimsenmelidir. Bu hem ekonomik kalkınmayı destekleyebilir hem de kent sakinlerinin yaşam kalitesini artırabilir. Bununla birlikte, sorunların çözümü için uzun vadeli ve sürdürülebilir politikaların benimsenmesi, İstanbul’un daha adil ve kapsayıcı bir geleceğe doğru ilerlemesine yardımcı olabilir.

HAYATA DOKUNAN ADAM KAYIHAN GÜVEN VE GAZETECİLİK DERS NOTLARI’NDAN FELSEFİ KESİT

İSTANBUL’A BAĞIMSIZ KADIN ADAY HÜLYA KILAVUZLU

31 Mart 2024’te gerçekleştirilmesi planlanan yerel seçimlerde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerinde, bağımsız aday Hülya Kavuzlu’nun varlığına dair neredeyse hiçbir ana akım medya organında rastlamadık. Bu durum, medyanın siyasal iletişimdeki önemli bir sorununa işaret ediyor: çoğulculuk eksikliği.

Bu haftaki Günışığı Gazetesindeki köşemde ele aldığım Medya-Demokrasi ve Siyaset başlıklı köşe yazımdan hemen sonra X’in akışında bir profil dikkatimi çekti. İstanbul Büyük Şehir Belediye Başkanlığına bağımsız aday olan Hülya Kılavuzlu hanımefendinin İstanbul için icraatlarını X’te paylaşımlarında öğrenme şansım oldu. Sosyal medya olmasa ana akım medyada 81 ilde yerel yönetimlere aday olanları duymak ve bu isimleri öğrenmek neredeyse imkansız diyebilirim. Oysa ki demokrasinin temel taşlarından biri olan çoğulculuk, medyanın farklı siyasi ve toplumsal seslere eşit şekilde yer vermesini gerektirir. Ancak günümüzde ana akım medya kuruluşları genellikle belirli siyasi partilere odaklanarak, alternatif adaylara yeterince yer vermemektedir. Bu da, demokratik bir toplumun gerektirdiği çeşitliliği ve tartışmayı sağlayan önemli bir unsuru ihmal etmek anlamına gelir.

Hülya Kavuzlu’nun adaylığı, demokratik bir süreçte adayların eşit şekilde ana akım medyada tanıtılması gerekliliğini yeniden gündeme getirmiştir. Ancak adayların seçmenlere ulaşabilmek için büyük miktarda kaynaklara ihtiyaç duyması, demokratik sürecin adil olmadığını gösterir. Bu durum, görünürde demokratik bir süreç varmış gibi görünse de dar alanda kısa paslaşmaların olduğu bir sistem söz konusudur. Özetle medyanın çoğulculuğunu artırması ve farklı seslere eşit şekilde yer vermesi, demokratik bir toplumun gelişiminde hayati öneme sahiptir. İstanbul’a bağımsız aday olan Hülya Kavuzlu’nun ve diğer bağımsız adayların varlığı, medyanın daha kapsayıcı ve adil olması için önemli bir fırsattır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI
# İLİŞKİLİ KONULAR

Yazar Fatma Ece Gödeoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Başkentte Karar - Son Dakika Haberleri Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Başkentte Karar - Son Dakika Haberleri hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Başkentte Karar - Son Dakika Haberleri editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Başkentte Karar - Son Dakika Haberleri değil haberi geçen ajanstır.



Anket Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığını Kim Kazanır?