MEĞER İNSANLIĞI DA ÖLDÜRMÜŞÜZ

İnsanı yaratıp başıboş bırakmayan kudret ona yol gösterici ve rehber olarak peygamberlerini ve onların aracılığıyla hayat rehberi olarak emir ve yasaklarını, yaşam sınırlarını gösteren yüce beyanlarını göndermiştir.

Bu beyanları yani özetle din denen beyanları birçok yerli ve yabancı kişi tarif etmiştir.

İslam Ansiklopedisinde din tarifleri şöyle geçmiş.

‘İslâm bilginlerine ait din tarifleri Kur’ân-ı Kerîm ve İslâm inançları göz önünde bulundurularak yapılmıştır.

Seyyid Şerîf el-Cürcânî’nin din tarifi verilebilir: “Din, akıl sahiplerini peygamberin bildirdiği gerçekleri benimsemeye çağıran ilâhî bir kanundur” (et-Taʿrîfât, “dîn” md.). Aynı tarif daha sonraki bazı kaynaklarda da tekrar edilmiştir (meselâ bk. Tâcü’l-ʿarûs, “dyn” md.).

Zebîdî’de yer alan diğer bir tarif şöyledir: “Din, akıl sahibi insanları kendi tercihleriyle bizzat hayırlı olan şeylere götüren ilâhî bir kanundur.”

Tehânevî ise kısmen farklı bir din tarifi verir: “Din, akıl sahiplerini kendi iradeleriyle şimdiki halde (dünyada) salâha, gelecekte (âhirette) felâha sevkeden, Allah tarafından konulmuş bir kanundur.”

Aynı müellife göre din kaynağı itibariyle Allah’a, tebliği yönünden peygambere, uygulanması bakımından da ümmete nisbet edilir (Keşşâf, “dîn” md.).

M. Hamdi Yazır, yukarıdaki klasik tarifleri de dikkate alarak dini “akıl sahiplerini hüsn-i ihtiyarlarıyla bizzat hayır ve nimete sevkeden bir vaz‘-ı ilâhî, şeriat ve millet, beşerin ihtiyarî fiillerinin hayır ve saadet gayesine doğru cereyanını temin eden bir yol, bir kanun, bir âmil-i ma‘nevî” şeklinde tarif etmiştir.

Ayrıca İslâm kavramının da belli başlı anlamlarına işaret ettikten sonra Müslüman bilginlerinin geleneksel din tarifleriyle İslâm kavramı arasında açık bir uyum olduğuna dikkat çeker.

Zira geniş anlamda İslâm “teslimiyet, kurtuluş” gibi mânaları yanında “müsâleme” (karşılıklı güven ve barış) anlamını da ifade eder.’

Bu tarifler okunmak için değil yaşanmak için gönderilen dini anlatmaktadır.

Her hutbe sonunda da şu ayet okunur Müslümanız diyerek camiye gelen insanlara hatırlatılır.

Müslüman olarak uyulması gereken kuralları her hafta her hafta hatırlatır görevliler hem Arapça hem de Türkçe.

‘Şüphesiz Allah, adaleti, iyilik yapmayı, yakınlara yardım etmeyi emreder; hayâsızlığı, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor.’ (Nahl, 16/90)

Bu öğütler yapılır, uyarsanız dünyanız ve ukbanız cennet olur bunları düşünüp tutmazsanız da dünyanız ve ukbanız cehennem olur.

Bu hafta Cuma hutbelerinde görevliler hutbeye çıkarak Müslümanlara hitaba şöyle başladılar.

Muhterem Müslümanlar!

Evet, muhterem Müslümanlar dediler ve sunumlarını yaptılar.

O sunumlarda görevliler metne bağlı kaldıklarından yer yer okuma sıkıntısı çekseler de belki de o sıkıntının kaynağı farklıydı.

Okudukları ile etrafta yaşananlar birbirleriyle uyumsuzdu.

Onlarda arada kaldıklarının beyanı şeklinde olsa gerek sıkıntıdan dolayı tekleme yapmaktaydılar.

Şöyle diyordu hutbe metni.

‘Okuduğum ayet-i kerimede yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: “Allah’a kulluk edin ve O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Anne babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yakın arkadaşa, yolcuya, ellerinizin altında bulunanlara iyi davranın. Allah kendini beğenen ve böbürlenip duran kimseyi asla sevmez.”

Okuduğum hadis-i şerifte ise Sevgili Peygamberimiz (s.a.s) şöyle buyuruyor: “Komşusu şerrinden emin olmayan kimse cennete giremez.”

Aziz Müminler!

Allah Teâlâ, bizleri doğumdan ölüme kadar insanlarla iç içe yaşamak üzere yarattı. Bu hayatta kimi zaman sıkıntıya düşer, hüzne kapılırız; kimi zaman da iyiliklere nail olur, sevinç kaplar dört bir yanımızı. İşte böyle anlarda etrafımızda duygularımızı paylaşacak insanlar arar gözlerimiz. Ana babamız, eş ve çocuklarımız, hısım ve akrabalarımız kadar komşularımızın da yanı başımızda olmalarını arzularız.

…Komşuluk, duvarların birbirine yaslanmasından ziyade gönüllerin birbirine kaynaşması demektir. İyi bir komşu aramadan önce iyi komşu olabilmek demektir. Komşuluk, saygılı ve paylaşımcı, fedakâr ve duyarlı olabilmektir. 

Kıymetli Müslümanlar!

Maalesef, aşırı dünyevileşme, bireysellik ve bencillik, komşuluk ilişkilerimizi gün geçtikçe zayıflatmaktadır. Oysaki Allah Resûlü (s.a.s)’in uyarısı gayet açıktır: “Komşuna iyilik yap ki mümin olasın.” Peki, müminler olarak bizler, gönüllerimizi birbirine komşu kılabiliyor muyuz? Kendimiz için istediğimizi komşumuz için de isteyebiliyor muyuz? Komşularımızın maddi ve manevi ihtiyaçlarına katkıda bulunabilmek için dini, ahlaki ve insani sorumluluklarımızı yerine getirebiliyor muyuz?

Saygıdeğer Müminler!

Komşuluk hakkının neler olduğunu soran bir kişiye, Resûl-i Ekrem (s.a.s) şöyle cevap vermiştir: “Hastalandığında ziyaret etmen, öldüğünde cenazesine katılman, borç istediğinde vermen, muhtaç olduğunda ihtiyacını karşılaman, hayırlı işlerini tebrik etmen, musibet anında sabrı tavsiye etmendir.” O halde, komşularımıza karşı sorumluluğumuzun ne kadar büyük olduğunun farkında olalım. Komşuluk hukukunu ayakta tutalım. Gönül sofralarımızı birbirimize açalım, muhabbet ve samimiyeti ortak kılalım.’

Sosyal medyada yer alan haberlerden de etkilenmiş olacaklar ki hutbe okumalarındaki titrek hal çelişkilerin aktarılırken ki anlam verememezlik hali gözden kaçmadı.

Komşusu, arkadaşı, akrabası tutuklu ya da hükümlü insanların yakınlarına insani yardım ettikleri gerekçesiyle birçok insanın adliyelere götürüldüğü gün geçmiyor ki medyada yer almasın.

Dini bir emir ve öğüt olan yardımlaşma burada suç kabul edilmiş. Sosyal devlet olması bir tarafa dini emir olarak hadis ve ayetlerde emredilen yardımlaşma suç kabul edilince hutbe okuyan görevliler tenakuza düşüyorlar.

Okuduklarımızla caminin dışında yaşanan hayat farklı farklı ve birbirine uymuyor diye.

Söylenen ile yapılan birbiriyle çelişkili olunca da nifak emaresi var düşüncesi geliyor zihinlere.

Deizm gibi akımlar da bu tür çelişkilerden ortaya çıkmıyor mu?

Müslümanım diyen insanların dini farklı menfaat şekillerine göre yorumlayıp yaşadıklarından, dini menfaatlerine alet etmelerinden yola çıkarak ortaya çıkıyor diye düşünmeden, sorgulamadan edemiyor insan…

Dinin insanlığın kanunların emirlerine aykırı hareketlerden dolayı deizme ya da farklı sapkın akımlara giden insanların vebali kimin olur bu bağlamda?

Müslümanım diyen her ne durumda olursa olsun, zararına bile olsa, dinim dediği İslam ise, gereklerini yerine getirmeli, onları yaşamalıdır.

Dinin hadisin ayetin emri farklı, yaşanan uygulanan farklı ise Müslümanım diyenlerin takkesini önüne koyup bir daha düşünmesi lazım.

Din anlayışımız emirlerini algılayışımız değişmiş… Bunlar bir köşeye atılarak maddeci sistemin acımasız duygusuz çarkları arasında insanların ezilip yok edilmesine göz yumularak, sırt dönülerek Allah’ın emirleri ve o adına ilahiler gazeller söylenen kutlu nebi Hz. Muhammed’in sav emirleri hiçe sayılmıştır ki bugün mahpusta olan akrabasına, arkadaşına, komşusuna insani yardım etti diye insanlar derdest ediliyor.

Bu nasıl ve ne yaman bir çelişkidir?  

İnsanları farklı yön ve amaçlara yönlendirme maksatlı olarak din kullanılıyorsa, dinin emri söylenip aksi yapılıyorsa, yapanlar ve destekçileri için Dilipak şöyle diyor, ‘Hele o din büyükleri ve ilim adamları yok mu, ya da o Media ve STK temsilcileri. Çok korkaklar, efendilerinden çok korkuyorlar. Çok cesurlar, Allah'tan bile korkmuyorlar!? Bir de Âlim olup da, ilmini para, makam ve menfaat için satanlar yok mu? Bel’am Bahura bunlara örnektir.’

Dinimiz İslam’ın kutsal değer ve emirlerini yanlış anlayıp ya da anlamayıp yanlış uyguladığımız için büyük bir vebal altında her Müslüman.

Dinin emirlerini çiğneyip öldürdüğümüz gibi meğer insanlığı da öldürmüşüz ki diyanet hutbelerde bu konuyu işlemek zorunda kalmış..

Yazıklar olsun!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fatih RİND - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Başkentte Karar - Son Dakika Haberleri Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Başkentte Karar - Son Dakika Haberleri hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Başkentte Karar - Son Dakika Haberleri editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Başkentte Karar - Son Dakika Haberleri değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Hangisi Daha Güzel ve Daha Başarılı?