GÜLŞEN

İnsanların bireysellikten toplum, halk, millet olması, değer verilen her şeyin doğru yaşatılıyor olmasına bağlıdır. Değerler ve değer yargıları toplumları diri ve ayakta tutar.

Değer ve değer yargıları toplumda kişiler arasındaki ölçüyü, hakları, sınırları da belirler.

Hatırını kıramadığım insanların düğününe gittiğimde namaz vakti gelince ezan okundu ve namazı ikame için yakındaki camiye gittim. Görevli memur olmadığından cemaat orada bulunan birisini namazı kıldırması için mihraba yönlendirdi.

Cübbe sarıkla hazır olan kişi Allahü ekber! diyerek namaz başladı. Selamdan sonra nafile olan namazları herkes kendisi ikame etti. Tesbihler çekilip duadan sonra cemaat dağıldı.

Biz de düğünün olduğu yere döndük.

Şarkılar söyleyip sazlar çalan organizasyon şarkıcı ve sunucusu çalgılarında oynayacak oyuncuları oyun alanına davet etti.

Ne göreyim?

Az önce namaz kıldıran zat çalgının önüne çıkıp toplum önünde raks edecek.

Bu da bir şey mi, bu toplum daha neler neler gördü diyenler için bu manzara normal olabilir fakat benim garibime gitti.

Belki ilahiyatla ilgilenenler bilir, böyle bir kişinin arkasında namaz kılınır mı? Kılınırsa caiz olur mu, namaz sahih olur mu?

Müslüman ve ehlisünnet ilahiyatçılara havale…

*

Dönem Kanunî Sultan Süleyman devri…

Osmanlının Fransa’da bulunan elçisi bir haber uçurur payitahta.

Fransa’da dans adı verilen kadın erkek birbirine sarılarak, halkın gözü önünde raks edeceği haberidir bu.

Değer ve değer yargılarına göre hareket eden sultan hemen konuyla ilgilenip bir mektup yazar ve der ki:

“Ben ki, 48 krallığın İmparatoru Kanunî Sultan Süleyman’ım. Elçimden aldığım mektupta, memleketinizde dans adı altında, kadın erkek birbirine sarılarak, açıkça halk önünde oynadığını işittim. Sınır olmamız dolayısıyla bu rezaletin memleketime bulaşması ihtimali doğrultusunda, mektubum elinize ulaştığından itibaren, bu rezalete son verilmediği takdirde, ordumla bizzat gelip, bu rezaleti ortadan kaldırmaya gücüm var!”*

Bu name ilgili makamlara ulaştığında bu işe hemen müdahale edilir dans yasaklanır, olay gündemden kaldırılır. (1)

*

Vicomte Henri de Bornier (2) İslam’ı ve İslam peygamberini küçük düşürmek amacıyla asılsız iddia ve iftiralardan oluşan ‘Mahomet’ adıyla bir tiyatro oyunu hazırlar.

Bu iftira ve tezviratlarla dolu oyun henüz prova aşamasındayken Sultan Abdülhamid Han tarafından haber alınır.

Bu tiyatro sahneye konulursa Osmanlı'nın Fransa ile bütün ilişkilerinin bitirileceği bunun da Fransa açısından iyi olmayacağı Fransa yetkililerine bildirilir.

Yetkililer bu olaya müsaade etmez, oyunun bütün Fransa'da yasaklandığı Osmanlı tarafına iletir.(3)

Dönemin Fransız büyükelçisi Sultan Abdülhamid'e; "Hazret-i Şehriyârî'nin fermân-ı hümâyûn'undaki emrinin ulu iktizâsınca, elinde bulundurduğu hükûmetine icrâ eylediği kat'î tavsiyelere cevâben, zikrolunan fâciânın Fransa'nın bi'l-cümle tiyatrolarında oynatılmasının men'ine" karar verildiğini, haber verir.(4)

Daha sonra aynı olay İngiltere’de gündeme gelir.(5) O olaya da aynı şekilde müdahale edilir. Yapılması oynatılması planlanan oyunla İslam’ı, peygamberini ve dini değer ve değer yargılarının eğlence malzemesi yapılmasına müsaade edilmez.

*

Dün ve önceki gün bu olaylar yaşanırken, uluslararası krize sebep ve hatta savaş sebebi sayılabilirken maalesef ki bugün yaşanan toplumsal hayattaki bozulma ne halden ne hale düştüğümüzü gözler önüne serer, samimi vicdanları yakar, yıkar.

Bugün herhangi bir sıradan vatandaşın salon ya da kır düğünlerine gidecek olursanız, o gün savaş sebebi sayılan olayların kat be katını, normal bir eğlence gibi yaşandığını ve garipsenmeyip kanıksandığını acı ve ıstırapla görürsünüz.

Sokaklar dinin örtünme emrine mugayir olarak giyinenlerin, dini emirlerle dolaylı veya imalı ya da direk dalga geçilmesinin maalesef teşhir meydanı gibi.

Birçok dini değer bizden dediğiniz insanlarca hak ile yeksan edilip alay konusu yapılırken neredeydiniz demez mi eleştirdiğiniz insanlar?

Derler.

Şimdilerde Gülşen mevzusunda bağırıp çağıranlardan ses duyulmuş muydu, duyuluyor mu?

Hayır.

E, o zaman nerede sizin samimiyetiniz?

*

Bugün de Türk eğitim sistemi içindeki bir okulun ismi bahsedilerek toplumsal yapı tahrik ediliyor, hassasiyetler kaşınıyor.

Türk Ceza Kanunu'nun 216'ncı maddesi şöyle:

“Halkın sosyal sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge bakımından farklı özelliklere sahip bir kesimini, diğer bir kesimi aleyhine kin ve düşmanlığa alenen tahrik eden kimse, bu nedenle kamu güvenliği açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkması halinde, 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”

Bu açıdan bakıldığında, katledilen değer ve değer yargıları, dini ahlaki vecibeler, hak hukuk sistemleri, göz yumulan, görmezlikten gelinen, vurdumduymaz tavırlardan, umursanmayan işler vs sebepleriyle toplum olarak herkes ya suçludur ya da suçluya destek vermektedir.

Toplumun birçok kesimi aşağılanmış, tahkir edilmiş, farklı şekillerde sosyal ölüme terkedilmiştir.

Memleket neler neler görmüş, kendi içinden çıkardıklarınca iğrenilen ve tepeden bakılan haline gelmiş, dini değerleri altüst edilmiş, sallanmış, makaralara sarılmış, gören duyan, dünya endişesinden dolayı sessiz kalmış, olaylara sırtını dönmüştür.

Birçok dini içtimai hakta, şimdiki ses çıkaranlar, bir okul isminin geçtiği olayla alakalı, ayağa kalktığı gibi ayağa kalkmamış, bu olaylar aynı düşünceden değiller, denilerek sümen altı edilmiştir.

Genellemeler yapılarak birçok kişi ve kesim a dan z ye suçlu muamelesi görürken Gülşen olayının kritik edildiği gibi kritik edilmemiş, araştırılmamış, genellemelere dayanarak cezalandırılmıştır.

Kanunen ve Müslüman olan halkın dininde, kutsal kitabında suç sayılmayan kavramlar genellemeler içinde kaybolup gitmiş bu anlamda da İslami hükümler hiçe sayılmıştır.

O gün için dini kavramlar yerle bir edilirken gülüp geçilmişse, bugün okul eleştirisi yapıldığında ses çıkarmak, açıklama üstüne açıklamalar yapmak ne kadar samimidir?

Etrafınızda tanıdığınız bildiğiniz sevdiğiniz insanlara, eşiniz dostunuz arkadaş ve akrabalarınıza haksızlık hukuksuzluk yapılıyorken, onlardan uzaklaşmak, dünyalık konfordan, menfaatten taviz verememek, ses çıkarmamak, yutkunmak, gözünü kapatmak, kulağını kapatmak, vicdanını bastırıp susturmak ne kadar samimidir?

Gülşen’in haddi aşan sözleri ve sonrasında özür dilemesine rağmen bu meseleden hareketle toplumda karmaşa çıkarmak, bir okul ile dini aynı kefeye koyarak, din elden gidiyor, havalarındaki manipülasyon, elbette toplumun hassas noktalarına zarar vererek toplumu kutuplaştırıp düşmanlar haline getirecektir.

Bundan da sakınmak aklıselim, vicdanı duru sağduyulu halka düşmektedir.

Ey Müslümanım diyen halk! Hak her zaman haktır, kötülük her zaman kötülüktür, imam hatiplilerin genelleme yapılarak sapık yaftasıyla yaftalanması ne kadar yanlışsa diğer insanlar için de genellemelerle yapılan yok etme hareketleri de aynı şekilde yanlıştı, yanlıştır.

İnandığınız Kur’an, Zümer suresi ve başka surelerde "Ve lâ tezirû vâziretün vizra uhra" diyerek uyarmıyor mu?

Evet, önemli bir gelişmedir fakat Gülşen tahliye oldu diye mevcut hal ile dünya ahiret gülşen olur mu?

Dünyanın ve inandığınızı söylediğiniz ahiretinizin gülşen olması için ne gerekirse onu yapın.

Rehber kabul ettiğiniz iki cihan serveri aleyhisselatü vesselam ‘Sizden biriniz kendisi için istediğini mümin kardeşi için de istemedikçe (tam) iman etmiş olmaz.’(6) derken neden ayeti, kanunu, kuralı ya da mevzuatı kendi isteğinize göre uyguluyorsunuz?

Lütfen samimiyet!

 

-----------------

* teyit.org böyle bir olayın olmadığından bahseder.

(1) Hammer, Osmanlı İmparatorluğu Tarihi (c.3/s.29)

(2) Fransız senaryo yazarı

(3) Başbakanlık Osmanlı Arşivi, Y. Prk. HR.: 12/77.

(4) Konu ile ilgili belgeler Başbakanlık Osmanlı Arşivi'nde kayıtlıdır. Bkz.: Yıldız Tasnifi, Y. A. Hus. nr. 235/11, nr. 237/50, nr. 242/44, nr. 243/62.

(5) Ziyad Ebu'z-ziyâ - M. Emin Gerger, "İkinci Abdülhamid'in İslâm'ı Korumadaki Kudreti, Batı'da Yasaklattığı Piyesler", s. 25-26. bas.: 1998.

(6) (T2515 Tirmizî, Sıfatü"l-kıyâme, 59)

# YAZARIN DİĞER YAZILARI
# İLİŞKİLİ KONULAR

Yazar Fatih RİND - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Başkentte Karar - Son Dakika Haberleri Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Başkentte Karar - Son Dakika Haberleri hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Başkentte Karar - Son Dakika Haberleri editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Başkentte Karar - Son Dakika Haberleri değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Hangisi Daha Güzel ve Daha Başarılı?