MEŞE KÂĞIDI

Hayvancılıkla uğraşan tanıdıklar ‘meşe kâğıdı’ diye konuşuyorlardı meselenin ne olduğunu anlayamadım fakat merak da ettim.

Neydi meşe kâğıdı?

*

Yıllarca okullarda derslerde ülkemizin tarımda kendi kendine yeten ülkelerin başında geldiği okutuldu öğretildi.

Tarım ve hayvancılık ileri seviyedeydi ki ihracatlar da yapılıyordu.

Gel zaman git zaman tarım ve hayvancılık girdi maliyetlerinin yüksekliği, çıktılardaki değerin de düşük olmasından dolayı tarım ve hayvancılık sektörü kan kaybetmeye başladı.

Dışarıdan tarım ürünleri –hatta samanın bile ithalatı- ve canlı hayvan ile karkas et ithal edilmeye başlandı.

Hatta taa Brezilyadan muhterem ahalimiz kurbanını kesebilsin diye yaklaşık 17 gün süren yolculukla kurbanlık büyükbaş hayvan bile getirildi.

Yapılan eleştirilere Aralık 2018 de zamanın Tarım bakanı  ‘Saman ithal ettiniz, buğday ithal ettiniz' diyenlere karşı şunu söylüyorum; Türkiye'de para var ki ithalat yapabiliyor.’ Diyerek cevap veriyordu.

‘Et fiyatlarında eski pahalı günlere dönüş olmaz, ancak bir miktar artış olabilir. 2019'un ikinci yarısından sonra… Bu artış, ufak bir artış olabilir. Vatandaşımızın eti yine en uygun fiyattan sofralarına getirmelerine vesile olacağız.’ Da diye beyanatlar veriyordu.

Aradan geçen zaman et fiyatlarının vatandaşa uygun fiyattan gidemeyeceğini ortaya çıkardı.

Et ve Süt Kurumu, et fiyatlarında yüzde 48'lik bir zam kararı aldı. Bu da piyasadaki fiyatları otomatik yukarı çekeceğinden vatandaş buna tepki gösterince yetkililer lütfedip açıklama yaptılar.

Et ve Süt Kurumu satış noktalarında ‘Çok uzun kuyruklar oluşuyordu. Bu nedenle biz fiyatı artırdık.’

Özrü kabahatinden büyüktür diye bir tabir vardır memleketimizde ona benzer bir açıklamaydı tabi ki bu.

Kralın biri tanesi dalkavuğuna çok kızar. Kelleni vurdururum senin der dalkavuğun da maharetini ölçmek adına.

- Fakaaat öyle bir şey yap, öyle bir şey söyle ki özrün kabahatinden büyük olsun! O zaman kendini kurtarırsın der.

O ara kral merdivenlerden yukarı çıkarken tin tin arkasından koşan dalkavuk kralın mabadına eliyle dokunur. Aniden geri dönen kral öfkeyle,

-Bre hadsiz ne yapıyorsun, der.

Boynunu bükerek yere bakan dalkavuk,

-Özür dilerim majesteleri, sizi dalgınlıkla Kraliçe zannettim der!

*

Et balık kurumunun müdürü beyefendi de bu açıklamadan sonra görevinden affedilir.

Tarım hayvancılıkta kendi kendine yeten ülkemiz zamanla her iki kategoride de ithalat yapar.

Paramız var ki alıyoruz bu durumu izaha elbette yetmez.

Bunu diyen de görevinden affedilir.

Mesela;

Meksika, Hindistan, Kanada ve Arjantin’den kuru fasulye ithal edilir. 

Nohut Meksika ve Hindistan’dan ithal edilir.

Ukrayna'dan ABD'den soya ithal edilir.

Almanya’dan fındık ithal edilir.

İncir Almanya ve Fransa’dan gelir.

Kayısı ABD'den, Rusya'dan, Fransa'dan alınır.

Portakal ithalatı KKTC’den yapılır.

Üzüm İran'dan, Şili ve Güney Afrika'dan ithal edilir.

Ayçiçeği ithalatı Moldova ve Bulgaristan’dan.

Rusya’dan buğday, ham ayçiçeği yağı ve dane mısır,

Brezilya’dan soya fasulyesi, kahve, tütün,

Ukrayna’dan dane mısır, buğday ve soya fasulyesi alınır.

Marketlerde satışa sunulan pirinç, nohut, mercimek gibi tarım ürünlerinin paketlerinde, yerli ve milli damgaları özellikle belirtilecek dendiği için imalatçı ya da paketleyiciler bunu oraya koydular.

Ürün bilgileri verilirken yukarıda yerli milli damgası varken aşağıda yerli milli ürünün menşei ithal ürün olduğunu ele veriyordu.

Yukarıda bahsettiğim meşe kâğıdı ifadesi de aslında menşe kâğıdı yani menşe belgesiydi ama halk ağzında şekil değiştirmiş galatı meşhur tabir edilen bir söylem olarak meşe kâğıdı olmuştu.

*

Yerli ve milli tabiri günümüzde tekrar gündemde fakat tarım hayvancılık ürünü olarak değil milliyet olarak.

Yabancılar genelinde fakat özelde Suriyeli göçmen/sığınmacıların milyonları aşması siyasileri, muhalefetiyle muktediriyle hareketlendirdi.

Öyle ki yetkililer bu yabancıların ülkelerine gönderilmesine ilk önce iş adamları karşı çıkar diyerek fikir beyan ettiler. Ekonomi batar diyenler bile oldu.   

Yabancılar ucuz işçilik sağlıyor.

İşçi maliyetlerini düşürüyorlar.

Yerli ve milli olan insanların ücreti az diye çalışmadıkları işlerde onlar çalışıyorlar.

Asgari ücretin bile çok altında ücretlerle işverenler yabancı işçi çalıştırıyorlar.

Yabancı işçiler kaçak tabir edilen kayıtsız istihdam edildiğinden SSK primi ya da bu manada bir ücret ödemediklerinden işverene daha karlı oluyorlar.

Devletin buna niçin göz yumduğunu da anlayabilmiş değil kimse.

İşverenlerin hatırı hoş olsun diyerek yerli ve milli işçilere sahip çıkmamak siyasi istikbal umuduyla hareket eden iktidarlar için de düşünülmesi gereken önemli bir durumdur.

Yerli ve milli işçiyi işsiz bırakmak, iktidarın işsizlikle mücadele adına yaptığı çırpınışları çalışmaları da boşa çıkarır.

İşçide de, işçilikte de yerli milli işçi davası çöpe gitmiş olur.

Bu durum işçiler ve işveren arasında bir soğukluk oluşturur. İşsiz kalan yerli milli ülke vatandaşı her ne kadar yabancı düşmanı değilim dese de yabancılara bakışı farklı olur.

Vergisini veren ülkesi için her türlü fedakârlığı yapan, yapmakta olan vatandaş bu halin giderilmesi için yetkililerden somut adımlar bekliyor.

Kimseye muhtaç olmadan geçinebileceği bir gelir elde etmek istiyor ve bu manada da önünde yabancı tabir edilen insanların olmasını istemediğini belirtip yetkililerden adım bekliyor.

Misafir baş göz üstüne derken ucuz işçilik peşinde olan patronlar yabancı işçilere iş verince işini misafire kaptırdığını düşünerek rahatsız olan vatandaş da çare için siyasilerin kapısını çalıp acil çözüm bekliyor.

Yerli milli halkın göçmenler/sığınmacılar/mülteciler hakkındaki serzenişleri göz ardı edilmemeli, yabancı düşmanlığı yapılıyor basitliğine de düşürülmemeli.

Günlerce aylarca hatta bir devlet politikası haline getirilen yerli ve millilik, tarımda hayvancılıkta, istihdamda kısaca her alanda ele alınmalı, siyasi gündemin hızla kaybolan gündemlerinin içinde bir çöp gibi kaybolup gitmemeli.

Devlet adamları ve işverenler yerli ve milli olan unsurlara, sosyal hassasiyet ve dengeleri bozmadan, sahip çıkmalılar.

Yabancı sığınmacı ya da mültecilere de en ufak bir zarar verilmeden bu işi çözmek, halk adına hareket eden, onlardan yetki aldığını söyleyen yetkililerin maharetine kalıyor.

Vesselam…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fatih RİND - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Başkentte Karar Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Başkentte Karar hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Başkentte Karar editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Başkentte Karar değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Hangisi Daha Güzel ve Daha Başarılı?